Tarihçi Halil İnalcık'tan
ezber bozacak iddia: "Osmanlı hanedanı 1299 yılında değil
1302'de kuruldu. Kayı teorisi Osmanlı hanedanını yüceltmek
için ortaya atılmış bir teoriden ibarettir."
Osmanlı'nn kuruluş yeri ve tarihiyle
ilgili tezi çokça tartışılan ve eleştirilen Prof. Halil
İnalcık'a göre, tenkit edenlerin çoğu makalesini bile
okumadı .
Son günlerde Osmanlı'nın
Yalova'da kurulduğuna dair tarihi tespitiniz çok tartışıldı.
Karşı çıkanlar oldu. Bu tartışmalarla ilgili düşüneniz ne?
Eski tarihçilerimiz birisinin
naklettiği rivayeti aynen alır kitabına koyar. Bu sahte bir
rivayet midir, yanlışlıklar var mı, sorgulamadan aynen
kaynağının söylediği gibi alır. Bunun asıl bir sebebi
"Müslüman yalan söylemez" inancı olabilir. Halbuki bir
tarihi olay ve kişi hakkında söylenen rivâyeti tarihçi
kullanırken, bunu süzgeçten geçirmek zorundadır. Buna "textkritik"
metodu denir. Bir misal vereyim.
İstanbul'un yeni 'Tarihi Yarımadası'
olarak adlandırılan bölgede Bakanlar
Kurulu'nun izniyle kazı çalışmaları
başlatıldı. Kazı ekibine göre
Türkiye'nin en eski yerleşim yeri olan
Yarımburgaz Mağarası'nın içinde
bulunduğu Küçükçekmece havzasındaki
bölge, 800 bin yıl öncesinden günümüze
kadar çeşitli tabakaları da gösteriyor.
Çevredeki
vatandaşların göl içerisinde eski bir
köy ve cami bulunduğu şeklindeki
efsaneden yola çıkılarak yapılan
incelemede ise bu yapının minare değil
deniz feneri olduğu anlaşıldı. Bölgede
Binazs ve Osmanlı dönemine ait seramik
parçalarının da bulunduğu ifade edildi.
Geçtiğimiz yıl yapılan çalışmalar
neticesinde tarihi Bathonea kentinin
kalıntılarına ulaşılmıştı.
İstanbul Tarih Öncesi Araştırmalar (İTA)
projesi çeşitli üniversiteler ve
Kendi tarihini merkeze alarak bir dünya tarihi oluşturan ve kendi dışındaki dünya tarihini kendisinin oynadığı role göre biçimlendiren Avrupa'nın 50 büyük yalanı deşifre edildi.
Mustafa Armağan, eserlerinde yanlış bilinen konuları herkesin kolayca anlayabileceği bir üslupla anlatarak, birinci elden kaynaklardan örnekler veriyor, okuyucunun okuma eylemini genişleterek birinci elden kaynakların da okunmasına zemin hazırlıyor. Tarihi bir ideoloji nesnesi ya da aygıtı olarak algılamayıp son derece samimi, dengeli, bilgi dolu ve ezber bozan kitaplar yazıyor. Kitap isimlerinden bile, okuyucuyu kitaplarına çeken müthiş bir tarafı var Armağan'ın.
"Bir insan başka bir insanı denetim altına alınca tepki almayı beklemelidir." diye bir cümle ile başlıyor, Çocukta Dış Disiplin Mi İç disiplin Mi adlı kitabın 5. bölümü. "Çocukların Denetlenmeye Nasıl Tepki Verdiklerini" çok ayrıntılı anlatmış. Uzun ve istatikli ayrıntılara çok girmeden önemli bulduğum kısımları özetliyorum. - Dünyadaki bir çok suçlu ve azılı katilin, çocukluklarında şiddet gören insanlar olduklarını araştırmalarla göz önüne sermiş. - Anababaların aslında sorumluluk sahibi çocuklar olsunlar diye çocuklarına güç kullandıklarını, ama tersine güç ve dayak ile kontrol altına alınmaya çalışan çocukların sorumsuz, yasa tanımayan, saldırgan, kin dolu insanlar haline geldiklerini göstermiş.
- Disiplin yanlısı bazı çocuk eğitim kitaplarının da ana babaları yanlış yönlendirdiğini anlatmış: