| Z, z |
i. Z, İngiliz alfabesinin yirmi altıncı harfi. |
| Zaire |
i. Zaire. |
| Zairean |
i. Zaireli. s. 1. Zaire, Zaire´ye özgü. 2. Zaireli. |
| Zairian |
i., s., bak. Zairean. |
| Zambia |
i. Zambiya. |
| Zambian |
i. Zambiyalı. s. 1. Zambiya, Zambiya´ya özgü. 2.
Zambiyalı. |
| zany |
s. delidolu. |
| Zanzibar |
i. Zengibar. |
| Zanzibari |
i. Zengibarlı. s. 1. Zengibar, Zengibar´a özgü. 2.
Zengibarlı. |
| zap |
f. (--ped, --ping) k. dili 1. vurmak. 2. ateş ederek öldürmek,
öldürmek. 3. TV kanal değiştirmek, zapping/zaping yapmak,
zaplamak. |
| Zarathustra |
i., bak. Zoroaster. |
| zeal |
i. 1. gayret, şevk. 2. coşkunluk, ateşlilik. |
| zealot |
i. 1. gayretkeş kimse. 2. fanatik. |
| zealotry |
i. 1. gayretkeşlik. 2. fanatizm. |
| zealous |
s. 1. gayretli. 2. ateşli, hararetli. |
| zebra |
i. (çoğ. ze.bra/--s) zebra. |
| zebra crossing |
İng. (çizgili) yaya geçidi. |
| zed |
i., İng. Z harfi. |
| zee |
i. Z harfi. |
| zenith |
i. 1. gökb. başucu noktası. 2. doruk, zirve. |
| zephyr |
i. hafif rüzgâr, esinti. |
| zeppelin |
i. zeplin. |
| zero |
i. sıfır. f. |
| zero in on |
k. dili dikkatini (bir şeyin) üstüne çevirmek; tüm
dikkatini (bir şeyin) üzerinde toplamak. |
| zest |
i. 1. zevk, haz, keyif, lezzet: They still have a zest for
living. Onlar hâlâ hayattan zevk alabiliyor. That it was illicit
only added to its zest. Kurallara aykırı oluşu zevkini daha da
artırdı. 2. şevk: She works with zest. Şevkle çalışıyor. 3. azıcık
keskin/acı bir çeşni: The cinnamon adds zest to it. Tarçın ona
azıcık keskin bir çeşni katar. 4. renklilik; canlılık; çeşni,
lezzet: Zerrin´s presence always adds zest to the proceedings.
Zerrin´in varlığı, toplantıya hep bir renk katar. |
| zestful |
s. 1. keyifli, zevkli, lezzetli. 2. şevkli. 3. renkli;
canlı. |
| zigzag |
i. zikzak. f. (--ged, --ging) 1. zikzak çizmek/yapmak. 2.
zikzaklar çizerek gitmek. |
| zilch |
i., k. dili sıfır. |
| zillion |
i. |
| zillions of |
k. dili kıyamet kadar/gibi, milyonlarca. |
| Zimbabwe |
i. Zimbabve. |
| Zimbabwean |
i. Zimbabveli. s. 1. Zimbabve, Zimbabve´ye özgü. 2.
Zimbabveli. |
| zinc |
i. çinko. |
| zing |
i. 1. vınlama, vızıltı. 2. k. dili canlılık, zindelik; şevk. 3.
k. dili renklilik, çeşni. 4. k. dili azıcık keskin/acı bir çeşni.
f. vınlamak, vızıldamak. |
| zinger |
i., k. dili çok şaşırtıcı bir şey. |
| zingy |
s., k. dili 1. canlı, hayat dolu. 2. frapan. 3. renkli,
çarpıcı. 4. tadı azıcık keskin/acı (yiyecek/içecek). |
| zinnia |
i., bot. zinya, zenya. |
| Zionism |
i. Siyonizm. |
| Zionist |
i., s. Siyonist. |
| zip 1 |
i. 1. k. dili canlılık, zindelik; şevk. 2. vınlama, vızıltı. f.
(--ped, --ping) 1. k. dili çabucak gitmek/geçmek; çabucak geçirmek.
2. vınlamak, vızıldamak. |
| zip 2 |
i., İng., bak. zipper. f. (--ped, --ping) İng., bak.
zipper. |
| zip 3 |
i., k. dili posta kodu. |
| zip along |
k. dili çabucak gitmek/ilerlemek. |
| zip code |
posta kodu. |
| zip s.t. up |
k. dili 1. bir hareketi hızlandırmak. 2. bir şeyi daha
neşeli/hareketli/oynak bir hale getirmek. |
| zipper |
i. fermuar. f. |
| zipper one thing into another |
bir şeyi başka bir şeye fermuarla takmak. |
| zipper s.t. open |
bir şeyin fermuarını açmak. |
| zipper s.t. up |
bir şeyin fermuarını kapamak/çekmek. |
| zippy |
s., k. dili 1. canlı, hayat dolu, zinde. 2. frapan. 3. spor,
sportif bir havaya sahip (şey). |
| zit |
i., k. dili sivilce. |
| zizz |
i., İng., k. dili şekerleme, kestirme, kısa uyku. |
| zodiac |
i., astrol. zodyak, burçlar kuşağı. |
| zone |
i. 1. bölge, mıntıka: zone of fire ateş bölgesi. zone of
operations harekât bölgesi. 2. coğr. kuşak: temperate zone ılıman
kuşak. frigid zone kutup kuşağı. 3. kentbilim bölge, zon. f. (bir
bölgede) ancak (belirli bir faaliyete/birtakım faaliyetlere) izin
vermek, (bir bölgeyi) (belirli bir faaliyet/birtakım faaliyetler)
için ayırmak: They´ve zoned it a commercial area. Orayı ticari
bölge ilan ettiler. |
| zone defense |
spor bölge savunması. |
| zoning |
i., kentbilim (bir bölgede) ancak (belirli bir
faaliyete/birtakım faaliyetlere) izin verme, (bir bölgeyi) (belirli
bir faaliyet/birtakım faaliyetler) için ayırma, zoning. |
| zonked |
s. (out) k. dili 1. çok yorgun, pestil gibi. 2. çok sarhoş,
zom, bulut, fitil. |
| zoo |
i. 1. hayvanat bahçesi. 2. k. dili çok farklı mizaçtaki
insanların bulunduğu yer; birtakım tuhaf insanların bulunduğu
yer. |
| zoological |
s. zoolojik. |
| zoological garden |
hayvanat bahçesi. |
| zoologist |
i. zoolog, hayvanbilimci. |
| zoology |
i. zooloji, hayvanbilim. |
| zoom |
f. 1. k. dili büyük bir hızla gitmek, tam gazla gitmek. 2. k.
dili büyük bir hızla artmak. 3. in on sin. zum/kaydırma yaparak -i
birden çok yakından göstermek. 4. away from sin. zum/kaydırma
yaparak -i birden uzaktan göstermek. |
| zoom lens |
foto. değişir odaklı mercek, zoom objektifi. |
| zoom lens |
zum merceği. |
| Zoroaster |
i. Zerdüşt. |
| Zoroastrian |
i., s. Zerdüşti. |
| Zoroastrianism |
i. Zerdüştçülük, Zerdüştlük. |
| zoster |
i., tıb. zona. |
| zucchini |
i. bir tür sakızkabağı. |
| zwieback |
i. bir çeşit peksimet. |
| zygote |
i., biyol. zigot. |
| zzz |
Horrr! (Karikatürlerde birinin uyuduğunu/horladığını göstermek
için kullanılır.). |