|
|
|
Çocuk İsimleri
Kaynak: www.islamserv.net
selam.org
selam@selam.org
ÇOCUĞA İSİM KOYMANIN ÂDÂBI VE ÖNEMİ
Çocuğa,
Peygamberlerden bir Nebiyyi muhteremin ismi koymak çok
faziletlidir. Çünkü kıyamet gününde herkes isimleriyle
çağrılacağından, Peygamberlere uyan ismin sahibi, o ismin
bereketine ve sevabına nail olur. Bir hadis-i şerifte:
Allahü Teâlâ'nın en çok sevdiği isimler Abdullah ve
Abdurrahman'dır, buyurulmuştur.
Çocuklar, güzel isimlerle isimlendirilmelidir. Fahr-i âlem
sallallâhü aleyhi ve sellem efendimiz, çirkin isimleri
değiştirmişlerdir.
Hazreti Ömer radıyallahü anh efendimizin bir kızı vardı.
Adını Âsiye (isyankâr) koymuştu. Onu değiştirdiler ve Cemile
(güzel) adını koydular.
Bereket ve Felah gibi isimler koymak da uygun değildir.
Çünkü, bereket ile felahtan sorulsa, yoktur diye cevap vermek
gerekir. Bu da hayra yorulmaz.
Mânâsında zarar ve uğursuzluk olan isimler de
koymamalıdır.
Hazreti Ömer (r.a.), bir kimseye adını sordular. O kimse de
Cemre olduğunu söyledi ki, ateş koru demektir. Babasının adını
sordu, Şehâb olduğunu söyledi ki, ateş alevi demektir. Ülkesini
sordu, Hire olduğunu söyledi ki, yanmış siyah taşlık yer demektir.
O zaman adama:
— Behey adam! Var git, ehlin ateşte yandılar, buyurdu. O
kimse, ülkesine gittiğinde, gerçekten hepsini yanmış buldu.
Yine Hazreti Ömer radıyallahü anh, yardım istemek maksadıyla
huzuruna çağırdığı bir adama, adını sordu. Sürrak oğlu Zâlim
olduğunu söyledi. Sürrak, hırsız demektir. Zâlim ise, bilindiği
gibi zulmeden mânâsına gelir. Hazreti Ömer radıyallahü anh da bu
adama:
— Sen zâlimsin, baban hırsız!.. Senden, nasıl hayır ve fayda
umulur? cevabını verdi.
Evlâda, güzel isimler gibi, güzel lâkaplar da
vermelidir.
Fahr-i âlem sallallâhü aleyhi ve sellem efendimiz'in,
bilindiği gibi üç oğlu oldu ve onlara Kasım, Abdullah ve İbrahim
isimlerini koydular ve ayrıca Tayyib, Tahir ve Mutahhar lâkapları
ile lâkaplandırdılar.
Düşük çocuğa da, bir isim koymak lâzımdır. İsimsiz bırakılan
düşük çocuklar, kıyamet gününde babalarının arkasına düşüp: "Sen,
beni isimsiz kaybettin.." diyerek dâva eyleseler gerektir, diye
rivayet olunmuştur.
İsimleri, peygamber isimlerine uyan çocukları tahkir
etmekten, onlara kötü söz söylemekten ve lanetleyerek eziyet
etmekten de çekinmek gerektir. Bu muamele, o kimsenin bulunmadığı
bir yerde olur ve ismi zikredilerek yapılırsa daha çirkindir.
Fakat, yüzüne karşı isim söylemeden te'dip etmekte bir sakınca
yoktur.
Özellikle adı Muhammed olan kimseye hürmet etmek gerekir.
Bir meclise geldiğinde, hakkına riayet ve yerini genişletmek,
yüzüne gülmek, asık suratla karşılamamak ve konuşmamak lâzımdır,
buyurulmuştur.
Abdullah bin Abbas radıyallahu anhüma hazretleri'nden
rivayet olunmuştur ki:
Kıyamet gününde: "İsimleri Muhammed ismine muvafık olanlar
kalksın!" diye nida olunur. Zira, Muhammed sallallâhü aleyhi ve
sellem hürmetine, onlar cennete girecektir." buyurulmuştur.
Bir diğer hadis-i şerifte de:
"Ben, kıyamet gününde bütün Muhammed adını taşıyanlara
şefaat ederim." buyurulmuştur.
Bir diğer hadis-i şerifte ise şöyle buyurulmaktadır:
"Cebrail Aleyhisselâm gelip, Rabbimin selâmını tebliğ
ettikten sonra, Cenab-ı Hakk: "İzzet ve celâlime yemin ederim ki,
senin isminle isimlendirilenleri cehennem azabı ile
azablandırmam..." buyuruyor."
Çocuk konuşmaya başlayınca, önce:
La ilâhe illallâh, Muhammedün resûlüllah. kelime-i
tayyibesini öğretmeli ve ondan sonra: Âyet el-Kürsi ve Haşr
Sûresi'nin âyetlerini öğretmelidir.
Eğer, bir kimse çocuğuna bu âyetleri öğretirse, kıyamet
gününde kendisinden evlât hakkında sual olunmayacağı rivayet
olunmuştur.
Çocuğun aklı başına gelince; farzları, vacipleri, sünnetleri
ve âdabı öğretmelidir. Kız çocuğu ise, bunlarla birlikte kadınlığa
ve ev işlerine ait hususları öğretmeli, yedi yaşına vardığında
namaza başlatmalı ve on yaşında iken namaz kılmazsa, te'dip
etmelidir.
Eğer, evin içinde yetim varsa, ona da kendi evlâdı gibi
riayet ve terbiyesine gayret eylemelidir ki, Fahr-i Âlem sallallâhü
aleyhi ve sellem efendimiz hadis-i şerifte:
"Bir kimse, kendi terbiyesinde olan yetime bakıp, Allah
rızası için başını okşarsa, ellerinin dokunduğu her tüy başına ona
sevap verilir ve cennette şöyle benimle beraber olur." buyurmuşlar
ve iki parmaklarıyla da bu yakınlığı işaret etmişlerdir.
Çocukları, Cenab-ı Hakk'ın ahlâkı ile terbiye etmelidir ki,
hadis-i şerifte:
"Allahü Teâlâ'nın ahlâkı ile ahlâklanınız."
buyurulmuştur.
Çocuğu en güzel şekilde terbiye etmek, nafile ibadetten
efdaldir. Çünkü, evlâdın salâhiyle kabirde yatan ataları
sevindirilir. Hayırlı bir evlâdın, sadaka-i cariyeden sayıldığı
hadis-i şerifte yazılmıştır. Çarşıdan bir şey götürdüğünde, bütün
evlâtlarını bir tutmalıdır. Turfanda olan şeylerden, önce kız
çocuğa vermek, daha ince kalpli olduklarından müstehaptır. Her
halde, evlât hakkında merhametli davranmalıdır.
|